İzmir’de iki kişinin hayatını kaybettiği elektrik akımı faciasına ilişkin hazırlanan üçüncü bilirkişi raporu dosyaya girdi. 105 sayfalık raporda, olayın tek bir anda gerçekleşen hatadan kaynaklanmadığı; 2015’ten 2024’e kadar uzanan altyapı, denetim, onarım ve güvenlik eksikliklerinin birleşimiyle meydana geldiği belirtildi.

Gözden kaçırmayın

Başkan Serkan Acar’dan ALTO’ya İade-i ZiyaretBaşkan Serkan Acar’dan ALTO’ya İade-i Ziyaret


İzmir’de elektrik faciası davasında üçüncü bilirkişi raporu dosyada

İzmir’de 12 Temmuz 2024’te iki kişinin yaşamını yitirdiği elektrik akımı faciasına ilişkin davada yeni bir gelişme yaşandı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi’nin talebi üzerine hazırlanan üçüncü bilirkişi raporu dava dosyasına girdi.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden farklı akademik uzmanlık alanlarından beş akademisyenin hazırladığı 105 sayfalık raporda, facianın oluşum süreci ayrıntılı biçimde ele alındı. Heyet; önceki bilirkişi raporları, tarafların itirazları ve savunmaları, tanık ve sanık ifadeleri, proje ve kabul belgeleri, arıza kayıtları, iş emirleri, görüntüler ile keşif ve ölçüm sonuçlarını birlikte değerlendirdi.


OLAYIN GEÇMİŞİ 2015’E KADAR GÖTÜRÜLDÜ

Raporda, olayın oluşumuna ilişkin teknik süreç 2015 yılından başlayarak 2024 yılına kadar uzanan bir süreç içinde değerlendirildi.

Bilirkişi heyeti, yer altındaki elektrik kablosunun proje, yapım, kontrol ve kabul aşamalarında gerekli derinlik ve mekanik koruma şartlarının yeterince sağlanmadığı yönünde değerlendirmede bulundu.

Raporda ayrıca, 2024 yılının ocak ayında gerçekleştirilen yağmur suyu altyapı çalışmaları sırasında elektrik kablosunun bulunduğu dar altyapı alanına müdahale edilmesinin de olayın gelişiminde önemli rol oynadığı belirtildi.

Bunun yanında 9 Ocak 2024’te gerçekleştirilen arıza müdahalesinin riski tamamen ortadan kaldıracak kalıcı bir çözüm sağlamadığı, bölgede yüzey suyunun tahliyesine ilişkin sorunların bulunduğu ve elektrik sistemindeki arızanın güvenli süre içerisinde ayırt edilmesini sağlayacak

koruma yapısında da eksiklikler olduğu kaydedildi.


“TEK BİR HATADAN KAYNAKLANMADI”

Bilirkişi heyeti, olayın yalnızca tek bir kişinin yaptığı anlık bir hatayla açıklanamayacağı görüşünde bulundu.

Raporda; altyapının tasarımındaki sorunlar, yapım ve kabul süreçlerindeki yetersizlikler, sonradan gerçekleştirilen altyapı müdahaleleri, arıza sonrası uygulamalar, su tahliye problemleri ve elektrik koruma sistemindeki eksikliklerin bir araya gelmesinin faciaya giden süreci oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.


3 SANIK İÇİN “ASLİ-AĞIR KUSUR” DEĞERLENDİRMESİ

105 sayfalık raporda sanıkların kusur durumları da ayrı ayrı incelendi.

Bilirkişi heyeti, taşeron firmada görev yapan D.K. ile GDZ Elektrik çalışanları F.A. ve M.T.’yi olayın meydana gelmesine doğrudan etki eden teknik eylem ve ihmaller bakımından “asli-ağır kusurlu” olarak değerlendirdi.

Raporda ayrıca 6 sanık için “asli-ikincil”, 7 sanık için “tali-kuvvetli”, 10 sanık için ise “tali-zayıf” kusur değerlendirmesi yapıldı. 13 sanık hakkında ise kusur atfedilmesine yer olmadığı kanaatine varıldı.

Bilirkişi heyeti, kişilerin yalnızca görev unvanları veya kurumsal hiyerarşideki konumları üzerinden otomatik şekilde sorumlu tutulmaması gerektiğine de dikkat çekti.


DAVA 4 EYLÜL’DE DEVAM EDECEK

Elektrik faciasına ilişkin ceza davasında sanıkların yargılanmasına 4 Eylül’de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi’nde devam edilecek.

İlk derece mahkemesinde 30 sanık 4 yıl 2 ay ile 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmış, 9 sanık ise beraat etmişti. Ayrıca tutuksuz yargılanan 6 sanık hakkında tutuklama kararı verilmişti.

Öte yandan memur oldukları gerekçesiyle dosyaları ayrılan ve aralarında mevcut ile önceki dönem İZSU genel müdürlerinin de bulunduğu 6 personelin yargılanması da sürüyor. Bu sanıklar hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Üçüncü bilirkişi raporunun ardından gözler, 4 Eylül’de görülecek duruşmada mahkemenin değerlendirmesine çevrildi.