Aliağa, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde büyük bir katılımla gerçekleşen kutlamalara ev sahipliği yaptı. Siyasi partilerden sendikalara, sivil toplum kuruluşlarından esnaf odalarına kadar geniş bir yelpazenin bir araya geldiği etkinlikte, işçi hakları ve ekonomik talepler gür sesle haykırıldı.

Gözden kaçırmayın

Başkan Serkan Acar’dan ALTO’ya İade-i ZiyaretBaşkan Serkan Acar’dan ALTO’ya İade-i Ziyaret

Kutlamalara CHP Aliağa, İYİ Parti Aliağa, Ülkü Ocakları Aliağa, Aliağa Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Aliağa Şubesi, Eğitim-İş Aliağa Şubesi, Alevi Kültür Derneği Aliağa Şubesi, Petrol-İş Sendikası ile çok sayıda emekli, işçi ve vatandaş katılım sağladı.

​Programda Petrol-İş Sendikası Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, günün anlam ve önemine binaen hazırlanan ortak metni kitleye hitaben okudu. Toptan, konuşmasında ekonomik krizden vergi adaletine, sendikal haklardan iş cinayetlerine kadar pek çok kritik konuya değindi.


​Hasan Toptan tarafından okunan 1 Mayıs metninde;

​İNSANCA VE ONURLU BİR YAŞAM İÇİN 1 MAYIS'TA BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA  

​Alınteri dökerek bu ülkenin tüm değerlerini ve tüm güzelliklerini üretenler; İşçiler, memurlar, emekliler, işsizler, kadınlar, gençler, küçük esnaf ve emeğin en yüce değer olduğuna inananlar; İnsanca bir yaşam ve güzel bir gelecek isteyenler, eşitlikten ve adaletten yana olanlar; 1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun!  

​

​Bugün burada, sömürünün, açlığın, yoksulluğun ve baskının olmadığı insanca bir dünya özlemiyle bir araya geldik. İşyerlerinde insan onuruna yakışır çalışma koşullarını savunmak için burada toplandık.  


​Dünyada savaş ve yıkım devam ediyor. Emperyalist ABD ve siyonist İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan’dan sonra şimdi İran’a saldırıyor. Tekellerin kârları için halkların geleceğini karartıyorlar, enerji kaynaklarına el koymaya çalışıyorlar. Akan kan ve gözyaşını umursadıkları yok. Bölgemizde emperyalist saldırıları lanetliyoruz. Emekçiler olarak barıştan taraf olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. O nedenle, sadece ülkemizde değil dünyadaki tüm emekçiler gibi bugün, sömürü ve zulme karşı sesimizi burada, Ege’nin en önemli işçi kenti olan Aliağa’da yükseltiyoruz. 150 yıldır 8 saatlik işgünü talebiyle başlayan bu onurlu mücadele halen sürüyor, bu meydan bunun en güzel kanıtıdır… Emeğin yeni haklar elde etmesi ve sorunlarımızın çözümü için bu mücadele hiç durmadan sürecek. 1 Mayıslar, bize bu mücadelenin mirasıdır. 1 Mayıs'ı emekçilere verdikleri mücadeleyle armağan eden, dünyada ve Türkiye'de bizlere bugün bu mirası canları pahasına bırakan tüm işçi kardeşlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz!  

​  

​Emekçiler, emek dostları, Ekonomide yaşanan sorunların ve krizin faturası yine bizlere çıkarılıyor. Şimdi savaşın etkisi ile bu sıkıntılar daha da artacak. Çalışanlardan fedakarlık yapmaları istenecek.  

​

​Geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Emeğin ekonomik büyümeden aldığı pay giderek azalıyor. Asgari ücret, artık açlık sınırının altında belirleniyor. Ortalama ücretler ise 106 bin TL’yi geçen yoksulluk sınırının yanına bile yaklaşamıyor. Bu yıl asgari ücrete, emekli aylıklarına ve diğer ücretlere yapılan sınırlı artışlar, daha yılın ortasına gelmeden erimiştir.  


​Emekçilerin temel tüketim kalemlerine zam üstüne zam gelmekte, gıdadan enerjiye işçinin masraf ve faturaları şişmektedir. TÜİK aksini iddia etse de, enflasyondaki hızlı artış sürmektedir. İşçiler, emekçiler için artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Kamu ve özel ayrımı yapılmadan, tüm ücret ve aylıklarda düzeltme yapılması şarttır. Yoksulluğa itilen işçileri, memurları ve emeklileri koruyacak önlemler alınmalı, reel ücret düzeylerindeki kayıplar giderilmelidir. Emekçiye dayatılan ama iflas ettiği artık sermaye çevreleri tarafından da itiraf edilen “kemer sıkma” programından derhal vazgeçilmelidir. 1 Mayıs’ta bu meydandan sesleniyoruz: Emekçilerden daha fazla fedakârlık istenemez! Ekonomik sorunların sorumlusu kimse, kemeri onlar sıkmalıdır.

Ayrıca, adaletsiz vergi sistemi nedeniyle her geçen gün daha fazla vergi ödemekteyiz. Gelir vergisi dilimleri enflasyon oranı kadar dahi arttırılmıyor. İşçiden, emekliden daha fazla vergi almanın yolları aranıyor. Vergi sistemi artık, işçiye kaşıkla verip kepçeyle geri alma mekanizmasına dönüşmüştür.  


​Bizler “bordro mahkûmu” olmayı reddediyoruz. İşverene ve yabancı sermayeye verilecek teşvik ve kolaylıkların yükünü işçiye yıkamazsınız. Vergide adalet istiyoruz.  

​Onuruyla çalışan değerli emekçiler, Biz bıktık. Onlar bıkmadı. Vazgeçmiyorlar… Kıdem tazminatı hakkımız çeşitli vesilelerle gündeme getirilmektedir. Şimdi “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi” ile kıdem tazminatı fonunu birleştirme niyetlerini açık ettiler. Uygun zaman kolluyorlar. Mesajımız açık ve nettir…  


​Kıdem tazminatında yeni hak kaybına yol açacak bir düzenleme, karşısında milyonlarca çalışanı bulacaktır! Bugün emeğin sorunları saymakla bitmez… Güvencesizleşme, kayıtdışı istihdam ve taşeronlaşma yaygınlaşmaktadır. İstihdamda esnekleşme saldırısı hız kazanmaktadır.  


​MESEM’lerde ve staj sistemiyle çocuk emeği sömürüsü derinleştirilmektedir. Okulda olması gereken çocuklarımız tezgâh başında büyük risklerle çalıştırılmaktadır. Eğitimde piyasalaşmanın ve çürümenin acı sonuçları her geçen gün daha net ortaya çıkmaktadır. Geleceğimizi yani çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullar, artan saldırılar nedeniyle can pazarına dönmüştür.  


​Kadın işçiler ise emeğin karşı karşıya kaldığı sorunları daha şiddetli yaşamaktadır. Sadece işyeri ve fabrikalarda değil toplumsal hayatta da ayrımcılığa uğramaktadırlar. Doğum izni ve benzeri düzenlemeler ise bu sorunları çözmek yerine kadınları çalışma yaşamından uzaklaştırmaya hizmet etmektedir. Emeklilerimiz, birçok sorunla karşı karşıyadır. Emekli aylıkları, sefalet düzeyindedir. Yoksullaşma dalgası önce emeklileri vurmaktadır. Çoğu emeklimiz ilerleyen yaşına rağmen çalışmaya mecbur kalmaktadır. Sosyal devlet olmanın sorumluluğuyla hareket edilmeli, emeğin ve emeklilerin sorunları çözülmelidir. Bugün emekçilere kölelik koşullarında ve üretim baskısıyla çalışma dayatılmaktadır. Bu nedenle her yıl, iş cinayetlerinde binlerce işçi kardeşimiz hayatını yitiriyor. Artık fabrikalarda, tezgahlarda ve madenlerde daha fazla arkadaşımızı kaybetmek istemiyoruz!  


​Emekçiler, işçiler, Emeğin hakları üzerinde böylesi bir baskı kurulurken ülkemizin tüm değerleri günübirlik kararlarla özelleştirilmeye devam edilmektedir. Yerli ve yabancı sermayenin çıkarları için otoyollar ve köprüler satışa konmuş, çeşitli kentlerde kamu bina ve arazileri ihaleye açılmıştır. Sermaye yanlısı bu uygulamalardan güç alan işverenler ise işyerlerimizde baskılarını had safhaya çıkarmakta, birçoğu sendikal örgütlenmeye düşmanca tavır takınmaktadır. Ege’de sanayinin kalbi olan Aliağa’da ve ülkemizin dört bir yanında, tüm bu zorluklara karşı hakları için mücadele eden işçi kardeşlerimizi selamlıyoruz! Petrol-İş üyesi Temel Conta emekçilerinin 508 gündür gösterdiği kararlılık ile Ankara’da ücret hakları için eylemde olan madencilerin inadı birdir…  


​Bu meydandan, hakları için direnen tüm işçi kardeşlerimizle dayanışma içerisinde olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Biz işçiler, memurlar, kadınlar, gençler, emekliler; demokratik bir ülkede eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz. Ama onlar çalışanlar hakkını aramasın, sendikalı olmasın istiyorlar! Bugün 1 Mayıs’ta en temel hakkımıza sahip çıktığımızı haykırıyoruz…  


​Sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılsın. Örgütlenmeye karşı olan işçi düşmanı işverenlere karşı işçinin sendikal güvenceleri arttırılsın. Sendikal haklarımızı kullanmak, insanca yaşamak, alınterimizle ürettiğimiz değerlerden adil pay almak istiyoruz! Güvenli ve güvenceli çalışmak istiyoruz! Grev, örgütlenme ve toplu sözleşme hakkımızı sınırsız kullanmak istiyoruz. Dengeli ve yeterli bir ücret, genişletilmiş sosyal haklar talep ediyoruz.  

​Yaşasın birlik ve mücadele! Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın sınıf dayanışması!

Petrol İş Sendikası Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan'ın konuşmasından sonra müzik eşliğinde halaylar çekildi. Katılımcılar, 1 Mayıs kutlamaları için meydanda bekleyen otobüslere binerek İzmir'e hareket ettiler.