​“Gerçeğin Öteki Yüzü - Fikr-i İsyan” programında bu hafta; CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, Uşak Belediye Başkanı'nın gözaltı süreci, yargıdaki tarafsızlık sorunu ve Tunç Soyer’in yargılandığı davadaki bilirkişi krizi tüm ayrıntılarıyla masaya yatırıldı.

Gözden kaçırmayın

CHP Aliağa İlçe Başkan Yardımcısı Hakan Mayda, AK Parti’ye KatıldıCHP Aliağa İlçe Başkan Yardımcısı Hakan Mayda, AK Parti’ye Katıldı

​“Gerçeğin Öteki Yüzü - Fikr-i İsyan” programında bu hafta; CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, Uşak Belediye Başkanı'nın gözaltı süreci ve yargıdaki tarafsızlık sorunu tartışıldı.

​​"Siyasi Operasyonlarla Seçim Kayıpları Telafi Edilmek İsteniyor"

​Uşak ve Bursa’daki CHP’li belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirilen gözaltı süreçlerini hukuki bir çerçeveden ziyade siyasi bir operasyon olarak değerlendiren Avukat Murat Aydın, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının kalmadığını belirtti. Yaşanan tutuklama ve kayyum süreçlerini iktidarın seçim kayıplarını telafi etme çabası olarak nitelendiren Aydın, şu ifadeleri kullandı:

​“Bu yöntemlerle siyasi iktidarda kalabilmek hiç kimseye nasip olmamıştır, bu siyasi iktidara da nasip olmayacaktır. Çünkü halk bu yaşananları görüyor. Bin küsur belediyenin içerisinde hiçbir AK Parti ve Milliyetçi Hareket Parti’li belediyede yolsuzluğun olmadığı ama bütün yolsuzluğun CHP’li belediyelere dolduğu bir yer düşünülemez. Melih Gökçek'in yargılanmadığı yerde hiçbir belediye başkanı yargılanamaz.”

​"Belediye Başkanları Kurumsal İtibarı Zedelememeli"

​Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın magazinleşen gözaltı sürecinin de değerlendirildiği programda İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, belediye başkanlarının üzerlerinde taşıdıkları kamusal sorumluluğa dikkat çekti. Gappi, sürece dair şu eleştirilerde bulundu:

​“8 kişiyle birlikte tutuklanan Özkan Yalım'ın magazin haberine dönüşen gözaltı süreci çok konuşuldu. Bu kadar ağır bir mücadele verilen süreçte belediye başkanları hem partiyi hem kendilerini hem halkı nasıl bu kadar zora sokabiliyorlar? Belediye başkanları üzerlerinde taşıdıkları kamusal sorumlulukla birlikte birçok şeyin de itibarını zedeleyebiliyorlar. Bu nedenle bu itibar meselesi sadece kişilere ait bir itibar meselesi değil. Bu gerçeği de görmek gerektiğini düşünüyorum.”

​Yargı Mekanizmalarının "İtibar Suikastı" İçin Kullanılması

​Avukat Murat Aydın, operasyon sırasında polis kameralarının itibar suikastı için kullanılmasını sert bir dille eleştirdi. Aydın, suçluluğu ispat edilene kadar herkesin masumiyet karinesinden yararlanması gerektiğini hatırlatarak şunları söyledi:

​“Buna muhatap olan kişinin yaptığı yanlışın üzerinden bu yanlışlığı görmezden gelemeyiz. Çünkü o kişinin yanlışı -ki yapıldığı savunulur bir yanı yok- ama onun yaptığının yanlıştan daha önemli olan polisin, yargı mekanizmalarının soruşturma araçlarını kişileri itibarsızlaştırmakta kullanması en büyük sorun.”

​Siyaset ve Toplum Arasındaki Makas Açılıyor

​Gazeteci Ender Aldanmaz ise konunun toplumsal yansımalarına dikkat çekerek, toplum ile siyaset mekanizması arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü belirtti. Aldanmaz, gözaltı sürecindeki detaylara değinerek şöyle konuştu:

​“Operasyondan daha çok gözaltı sürecindeki yaşanan ‘kepazelik’ daha fazla gündem edildi. Başkanın 21 yaşında belediyede çalışan bir genç kadınla bir otel odasında gözaltına alınması çok açıklanabilir bir durum değil. Kendi siyasi hayatı açısından da çok sorunlu bir duruma düşmüş durumda. Partiyi de çok ciddi anlamda sıkıntıya düşürdü. Parti, kendisiyle ilgili bir disiplin süreci de başlattı.”

​Tunç Soyer Davasında Bilirkişi Tartışması

​Programın bir diğer önemli başlığı ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Önceki Dönem Başkanı Tunç Soyer’in de aralarında bulunduğu Kooperatif davası oldu. Davadaki bilirkişi krizi ve yargılama sürecindeki tartışmalı noktalar tüm yönleriyle ele alınarak yerel yönetimler üzerindeki baskıya dikkat çekildi.