CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, partisinin il binasında düzenlediği basın toplantısında hem ülke ekonomisini hem de İzmir’e yönelik eleştirileri gündemine aldı. Güç, merkezi hükümetin İzmir’i hedef aldığını savunarak, “Madem bu kadar sorun var diyorsunuz, 2026 bütçesinde İzmir’e somut tek bir büyük yatırım koymadan konuşmanın ne anlamı var?” dedi.

Gözden kaçırmayın

Meslek Fabrikası’nda Mahkeme Tahliyeyi DurdurduMeslek Fabrikası’nda Mahkeme Tahliyeyi Durdurdu

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, partisinin il binasında düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik kriz, yerel yönetimlere yönelik baskılar ve İzmir’e yönelik eleştiriler hakkında konuşan Güç, özellikle merkezi hükümetin İzmir’e yaklaşımını eleştirdi.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu değerlendirerek sözlerine başlayan Güç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada Türkiye’nin neden bu noktaya geldiğini, bu ağır tabloya nasıl sürüklendiğini ve neden artık köklü bir değişime ihtiyaç duyduğumuzu konuşmak zorundayız. Çünkü mesele yerel bir tartışma meselesi değildir. Mesele bir polemik değildir.

Mesele Türkiye’nin içine sürüklendiği büyük ekonomik ve sosyolojik çöküştür. Mesele bu ülkenin yönetilememesidir. Türkiye tarihinin en ağır ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor.

Enflasyon artık sadece ekonomik bir kavram değil. Halkın sağlığını, ruh halini, aile düzenini bozan bir virüse dönüşmüş durumda. Bu virüs bütün toplumu sarstı, kırdı, geçti.

Asgari ücret Türkiye’de ilk kez açlık sınırının altında. Bu bir istatistik değil; milyonlarca insanın yaşadığı bir gerçektir. Emekli maaşları ise zaten inanılır gibi değil.

Kiraların yirmi beş, otuz bin liraya çıktığı kentlerde bırakın geçinmeyi, barınmak bile imkânsız hale geldi. Ücretler daha yılın ilk aylarında enflasyon karşısında eriyor. Maaşlar cebe girdiği gün değer kaybediyor.

Gençler umutlarını kesmiş durumda. Gelecek hayali kuramıyorlar. Diploma var ama iş yok. İş var ama güvence yok. Esnaf zor durumda, çiftçi zor durumda, ihracatçı kur baskısı altında zor durumda, sanayici artan maliyetler nedeniyle zor durumda. Bu bir tesadüf değil arkadaşlar.

Bu ülkenin bir planlaması yok. Bir ekonomik programı yok. Bir üretim stratejisi yok. Liyakatli kadroları yok. Yok, yok… hiçbir şey yok. Günü kurtarmaya çalışan, sorunu erteleyen, gerçeklerle yüzleşmeyen bir yönetim anlayışı var.

Ve bunun bedelini millet ödüyor. Ekonomide güven kalmamış. Devletin planlama refleksi zayıflamış. Kurumlar niteliksizleşmiş. Kişisel inisiyatiflere bırakılmış bir sistem oluşmuş durumda.

Peki bütün bu büyük sosyolojik ve ekonomik çöküşe neden olanlar ne yapıyor? Ekonomiyi düzeltemeyenler, halkın sofrasını büyütemeyenler, gençlere umut veremeyenler kendi beceriksizliklerinin üstünü örtmek için Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve belediyelerimizi hedef alıyorlar. Bu kadar basit bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız.

Çünkü bizim belediyelerimiz halka dokunuyor. Halkın talebini dinliyor. İhtiyacı görüyor, çözüm üretmeye çalışıyor ve üretiyor. İşte rahatsızlıkları bu.

Belediyelerimizi mali olarak zor durumda bırakmaya çalışıyorlar. Projelerimizi engellemeye çalışıyorlar. Kredileri bekletiyorlar. Yetmiyor, belediye başkanlarımızı insafsızca ve vicdansızca hedef alıyorlar. Neden? Çünkü belediyelerimiz kıymetli işlere imza atıyor. Çünkü halk nezdinde güven kazanıyorlar. Çünkü sosyal belediyeciliğin ne demek olduğunu gösteriyorlar.

İzmir’i hedef alıyorlar. İzmir üzerinden siyaset üretmeye çalışıyorlar. Aylardır negatif bir siyaset diliyle ülkeyi başka yönlere çekmeye çalışıyorlar.