Biz beceremiyoruz demek yerine gündem değiştiriyorlar

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Avukat Deniz Yücel, COVID-19 salgını sonrası İzmir'de yaşanan süreç ve CHP gündemi hakkında bilgi vererek yerel bir basın kuruluşunun sorularını yanıtladı. İzmir'de alınan tedbirler hakkında açıklamada bulunan Başkan Deniz Yücel, İzmir halkından da isteklerini dile getirdi. Yücel iktidar için, "Biz beceremiyoruz demek yerine gündem değiştiriyorlar" ifadelerini kullandı.

2020-06-02 11:40:11 yerel
Biz beceremiyoruz demek yerine gündem değiştiriyorlar
Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Avukat Deniz Yücel, yerel bir basın kuruluşuna açıklamalarda bulundu. Yücelin yaptığı açıklama;

-43 yaşındayım. Evliyim, biri 1 yaşında kız, diğeri 10 yaşında erkek olmak üzere 2 çocuğum var.Avukatım, serbest avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 2,5 yıldır il başkanlığı görevini yürütüyorum. O dönemki yönetim kurulu üyelerimizle birlikte 2 sene dolu dolu görev yaptık. Bir erken seçim, bir yerel seçim, bir olağan kurultay, bir de tüzük kurultayı atlattık. Şimdi de yeni yönetim kurulumuzla birlikte,yine hem partimize, hem ülkemize, hem de İzmir’e hizmet etmek için görevimizin başındayız.

 -Milletvekillerimizle yaptığımız toplantının gündemi son 2 haftadır İzmir üzerinden yürütülen provokasyonlar ve bu provokasyonları kullanan AKP iktidarının gündem değiştirme çabalarıydı. Önce camilerimiz üzerinden yapılan ve ne hikmetse, 2 haftadır kimin yaptığı veya yaptırdığı bir türlü bulunamayan provokasyonun kullanılarak partimize ve kentimize yapılmaya çalışılan saldırıları ele aldık. Tabi, bu provokasyonla eş zamanlı başlatıldığı açık olan sosyal medya kazıcılığıyla başlatılan cadı avcılığına karşı da partimizin tavrını ortaya koyduk. Biliyorsunuz bir arkadaşımız haksız yere tutuklandı. Başka bir arkadaşımız gözaltına alındı, adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı. Olayın gelişimine baktığınızda bu eylemin amacı, halkı CHP’ye ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’e karşı kışkırtmak idi. Neden derseniz, seçilen şarkı Tunç Soyer’in 31 mart yerel seçimlerinde kullandığı seçim şarkısı. Diğer yandan Tunç beyin bir röportajında “Çav bella şarkısı benim üzerime yapıştı, benimle özdeşleşti” açıklamasından 2 gün sonra bu provokatif olay gerçekleştiriliyor. Böyle tehlikeli bir senaryonun özellikle İzmir’de hayata geçirilmesi de oldukça manidar. Şunu biliyoruz ki,her zaman sağduyulu olan İzmirli hemşerilerimiz bu tip provokatif olaylara geçmişte de prim vermediler, bugün de prim vermezler. Milletvekillerimizle yaptığımız toplantımızın konusu ve gündemi buydu. Toplantı sonrasında da zaten hukuki sürecin takipçisi olacağımızı, bu provokasyonun failleri bulununcaya kadar işin peşini bırakmayacağımızı kamuoyuna duyurduk.

 -AKP iktidarı ülkeyi yönetemediğinden, ekonomik anlamda halkımızın durumu her geçen gün daha da kötüleştiğinden, gündem değiştirmek, kamplaşma ve kutuplaştırma yaratmak için CHP’ye mesnetsiz ve halkımızın prim vermediği ithamlarda ve saldırılarda bulunuyor. Aslında bu durum AKP iktidarının artık sonunun geldiğinin, halkımızın AKP’ye verdiği son kredinin de kötüye kullanıldığının kendileri tarafından da bilindiğini gösteriyor. Onlar da haklı, ülkede her gün işsiz sayısına binler eklenirken,fabrikalar-işletmeler iflas ederken, eğitim kalitesi her yıl daha da düşerken, adalet artık aransa da bulunamaz bir hale gelmişken ve iktidara yakın eş, dost kim varsa saraylarda zevkü sefa içinde yaşarken, salgında halk ekonomik anlamda yokluğa terk edilmiş ve 5 tane maske dağıtılamamışken ne yapacaklar? Halka “Biz bunları yapamadık, yine beceremedik” demeyeceklerine göre, suni, manasız gündemler yaratarak halı kandırmaya, CHP’nin yükselişini durdurmaya çalışacaklar. Ama bizler vekillerimizle, Belediye Başkanlarımızla ve örgütlerimizle bu tuzağa düşmeyecek, halkın gerçek sorunlarına dile getirirken, bu sorunları da çözmeye devam edeceğiz.

-Maalesef gazete ve televizyonlarımız ve bu kurumların çalışanları yıllardır süre gelen bir iktidar baskısı ve kapatılma, tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya. Bunun sonucu olarak da iktidarın ve özellikle AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli yersiz tüm seslenişlerine kendi kanallarında yer verme zorunluluğu ve baskısı altındalar. Elbette bu baskıya boyun eğmeyen ve özgürce yayın yapmak için mücadele eden medya kuruluşları da var. Sayın Muharrem İnce’nin katıldığı programda arka arkaya birkaç defa sözünün kesilerek, sürekli aynı nutukları atan AKP Genel Başkanının konuşmasına bağlanılması bizce de saygısız ve yanlış bir tavırdı. Sayın İnce’nin bu duruma tepki göstermesini haklı görüyorum. Zaten Sayın İnce de tavrının stüdyoda bulunanlara değil bu düzene boyun eğen medya patronlarına olduğunu ifade etti.

-Bu soruya iki açıdan bakmak lazım. Ama öncesinde bu salgına karşı en büyük silahımız ve dayanağımız olan, salgında kendi canını hiçe sayarak ailelerinden aylarca uzak kalan, bizlerin sağlığı için canla başla çalışan tüm doktorlarımıza ve sağlık çalışanlarına bir kez daha minnetimizi ve teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Sorunuza gelince ilk olarak İzmir için değil de Türkiye için alınan ortak önlemlere bakmak lazım. Bizim başından beridir söylediğimiz ve Bilim Kurulu’nun da hükümete teklif ettiğini bildiğimiz genel sokağa çıkma yasağının ilan edilmemiş olması, çok büyük bir hataydı. Burada yine AKP iktidarının ekonomiyi getirdiği ve artık döndürülemez olan kötü durum karşımıza çıkıyor. Bu ekonomik şartlarda sokağa çıkma yasağını uygulayamayan iktidar maalesef ki salgının daha da yayılmasının önüne geçemedi. Bu durum dolayısıyla İzmir içinde kötü bir sonuç yarattı. Halkın sağlığını, canla başla çalışan sağlık çalışanlarının emeklerinin heba olmamasını düşünen bir iktidar olsaydı, genel sokağa çıkma yasağı kesinlikle uygulanırdı. Ama maalesef ki AKP iktidarı bu özellikleri taşımadığı herkese göstermiş oldu. İkinci olarak tıpkı İstanbul’da, Ankara’da olduğu gibi İzmir’de de halkın en büyük şansı CHP’li belediyelerimizin iktidarın alamadığı önlemleri ve yapamadığı yardımları halkın ayağına kadar giderek gerçekleştirmesiydi.İzmir’de hem dayanışma için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’in başlatmış olduğu kampanyalar, belediyelerimizin ücretsiz gıda, maske, hijyen malzemesi, dağıtımındaki başarısı ve özellikle 65 yaş üstü insanlarımızın evine kadar götürülen hizmetler ile birlikte sağlık çalışanlarımıza sunulan konaklama hizmetleri, bu salgında İzmir halkının kendini yalnız hissetmesinin önüne geçti. Bu salgında işin büyük kısmı belediyelerimizin üzerindeydi. Bizler iktidarın tam tersine sosyal belediyeciliğin tüm örneklerini veren belediye başkanlarımız ve sokak sokak yardım dağıtan parti örgütlerimizle birlikte İzmir halkıyla dayanışma içindeydik.

 -2 saat önce duyurulan sokağa çıkma yasağı kelimenin tam anlamıyla beceriksizlik ve basiretsizlikti.Devletin kendi kurumları arasında dahi bir bilgilendirme olmadan Belediyelere dahi bilgi verilmeden “Yaptım oldu” mantığıyla yapılan bu uygulama, milyonlarca vatandaşımızın sokaklara dökülmesine neden oldu. İktidarın bu beceriksizce ve basiretsizce uyguladığı sokağa çıkma yasağı nedeniyle hem hijyen ve sosyal mesafe kuralları ihlal edildi, hem sokaklarda ve caddelerde bir kaos oluştu, hem de halkta bir korku ve panik yaşandı. Devlet destekli sokağa çıkma yasağı gelmeliydi ama bu şekilde değil. Önceden duyurularak, gerekli önlemler ve uyarılar yapılarak ve sadece hafta sonları için değil en az birer haftalık uygulanmalıydı ki, bir anlamı olsun. Tabi bunun ekonomik sonuçlarını göze alamayan iktidar halk sağlığının kendileri için ikinci planda olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

-Söylenebilecek fazla bir şey yok aslında. Çünkü yapılan ayrımcılık çok net bir şekilde halkımızın gözü önünde cereyan ediyor. AKP iktidarının bu partizanca tutumunu birçok yerde görüyoruz ve üzülüyoruz. Üzülüyoruz çünkü AKP, belediyelerimizin bu yardımlarını engellerken aslında kendi vatandaşlarını cezalandırdığının farkında ve buna rağmen CHP’li belediyelerin yardım çalışmalarını engelliyor. Üzülüyoruz ancak AKP’nin bu tarz uygulamaları bizi daha da motive ediyor ve halkımıza hizmet etmek için görevlerimize, yaptığımız işlere daha bir şevkle ve motivasyonla sarılıyoruz. Zira Türk milleti bundan çok daha iyisini hak ediyor. Akp iktidarı artık ellerinden gideceği kesinleşen iktidarlarını bu türden yasaklamalarla, cezalandırmalarla kurtarmaya çalışıyorlar. Halkına salgında ekmeği ücretsiz dağıtan bir belediyeyi sırf CHP’li diye engellemeye çalışan bu iktidar, bu yaptıkları ile ancak gidişini hızlandırmakta. Bunu anlayacaklar ama anladıklarında çoktan gitmiş olacaklar.

 -Burada da çok net bir korku var. Nedir bu korku hemen anlatayım. AKP ve Genel Başkanları yıllarca CHP gelirse sosyal yardımları keser, yoksula yardım etmez diye kara bir propaganda yürüttü. CHP’nin yerel seçimlerdeki büyük başarısın ardından belediyeleri kazandığımız her yerde sosyal yardımların artarak ve daha adilane dağıtıldığı ortaya çıkınca, halkımızın partimiz olan desteği katlanarak arttı. Tam da bu dönemde salgında halka daha fazla yardım yapılsın diye belediyelerimizin bağış kampanyası başlatması AKP’yi gerçekten korkuttu. Bu kampanyaların yerine hemen kendi kampanyalarını başlatarak, “Ya CHP’li belediyeler bizden daha çok yardım toplarsa” korkusuyla ve yasalara uygun olmayan bir kararla belediyelerimizin kampanyalarını durdurup, yapılan bağışlara da el koydular. Yine aslında halkı cezalandırdılar, vatandaşa gidecek sosyal yardımları engellediler. Bunun adı korkudur, bunun adı halk düşmanlığıdır.

-Burada da bir senaryo var, bir de gerçekte yaşananlar var. Senaryoya ve damadın anlattığı hikayeye göre ekonomide her şey yolunda. Vatandaş refah içinde, işsizlik yok, hayat pahallığı yok, emeklimiz halinden gayet memnun ve esnaf kar üstüne kar ediyor. Halkın yaşadığı gerçeklere göreyse yoksulluk ve kriz üstüne kriz var. Genç işsizliğimiz yüzde 30’lara dayandı. Dış borcumuz resmi rakamlara göre bile 500 milyar dolara dayanmış durumda ki, gerçekte daha çok olduğu biliniyor. Türkiye tefecilerden yüksek faizle borç alan bir ülke haline geldi. İnsanlarımız çarşıya, markete giderken korkar haldeler.Türk lirası her geçen gün eriyor. İnsanlar artık kredi kartları ödeyemez haldeler. Merkez bankası rezervleri erimiş durumda, hazinemiz adeta boşaltmış halde. Eş dost yandaş zengin edilsin diye yapılan ihalelerle devlet zarar üstüne zarar ediyor. Bu iktidar artık ekonomiyi yönetemediği gibi, her hamlesiyle kötü gidişi daha da hızlandırıyor. Elbette Saraylarda, özel uçaklarda hayatını geçirenlerin,halkın parasıyla zevk ve sefa içinde yaşayanların halkın çektiği sıkıntıyı anlaması beklenemez. İktidarın tüm gündem değiştirme çabası bu berbat ekonomik koşullar konuşulmasın diye. Çıkartılan darbe tartışması, başlatılan provokasyonlar ve CHP’ye yapılan saldırıların altında ekonomideki içler acısı durumu halkımızla sürekli paylaşmamız yatıyor. Tüm bu saldırılar bizi bildiğimiz yoldan döndüremeyecek, ülkede AKP iktidarının yol açtığı tüm felaketleri halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

-Örgütümüzün beni ikince kez bu göreve layık görmesi elbette benim için büyük gurur. Türkiye’nin çok büyük sorunları var, Bu sorunların çözümünde halkın tek umudu Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’dir. Ben de bu uğurda örgütümden aldığım destekle ve il yönetimimle birlikte üzerime düşen sorumluluğu yerine getirme çabasındayım. Bu makamlar sorumluluk isteyen,gayret isteyen makamlar. Bu makamın sorumluluğu ve ağırlığının farkındayım. Layık olmak için de geceli gündüzlü çalışmaya devam edeceğim. Biz il yönetimi, milletvekilleri, ilçe örgütleri, yerel yönetimlerimiz, kadın ve gençlik kollarımız ile birlik içinde mücadele veren güçlü bir örgütüz.Böylesine vatanına ve milletine kendisini adamış yol arkadaşlarıyla birlikte yürümekten de büyük gurur duyuyorum.

-Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer gerçekten de CHP’li bir belediye başkanından tarıma ve üreticiye vermesi beklenen desteğin çok üzerinde bir destek veriyor. Zaten seçim kampanyası süresinde de tarım için büyük projeleri olduğunu, tarım olmadan kalkınma olamayacağını ifade etmişti. Seçilmesinin üzerinde kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen üreticilerle ilgili çok güzel projelere ve desteklere imza attı. Soyer döneminde İzmir tarım alanında daha çok projeye imza atacak, üreticimiz kalkınmaya devam edecektir. Diğer yandan salgında ekonomik anlamda kötü etkilenen, zaten kötü olan ekonomik şartların artan işsizlikle birlikte insanları çaresiz bıraktığı bir noktada İzmir büyükşehir belediyemiz tıpkı İstanbul büyükşehir belediyemiz gibi çok güzel bir dayanışma örneği daha ortaya koydu. Askıda fatura uygulamasıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın su faturalarının yardımseverler sayesinde ödenmesi mümkün oluyor. İzmir bu kampanyaya da sahip çıktı ve kısa zamanda binlerce fatura ödendi. Elbette bu tür kampanyalara destek vermemizden daha doğal bir şey olamaz. Ama bizim şahsi desteklerimizden daha çok İzmir halkının bu kampanyaya sahip çıkması önemli. Tüm İzmirlilere hem ‘Biz İzmir’ hem de ‘Askıda Fatura’  kampanyalarına verdikleri destek için yürekten teşekkür ediyorum. 

-Türkiye uzun süredir yargının siyasi iktidarın etkisi ve baskısı altında olmasıyla anılan bir ülke. Öyle ki iktidarın veya sarayın hoşuna gitmeyecek bir haber yaptı diye veya bir yolsuzluğu, yalanı ortaya çıkardı diye gazeteciler tutuklanabiliyor. Gazeteciler tutuklanırken yapılan adaletsizlik ve kişiye göre değiştirilen yöntemler, af yasası çıkarken de aynı adaletsizlikle kişiye özel engellemelerle karşımıza çıkıyor. Bu, Türkiye adına, adalet adına, yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü adına kabul edilemez bir durum. Çağdaş demokrasilerde olmazsa olmaz ‘kuvvetler ayrılığı’ prensibi ve yine demokrasinin denge denetim mekanizmaları AKP iktidarında bir bir yok ediliyor. Yasama ve yargının yanında özgür basın ve medya da çağdaş demokrasilerde yürütmenin yani siyasi iktidarın eylem ve işlemlerini denetleyen ayrı bir güç. Ancak TBMM’de bir infaz yasası hazırlanırken ve yasalaşırken dahi, geçmişte örneği görülmemiş bir şekilde gazeteciler bundan faydalanamıyor. Ve bu durum, yasa tasarısında olmamasına karşın, gece yapılan bir değişiklikle gerçekleştiriliyor. İktidarın yaptığı tek şey daha fazla baskı, korkutma ve yıldırma politikası üretmek. Amaç tek tip (Konuşmayan, sorgulamayan,eleştirmeyen ve itiraz etmeyen - iktidar yandaşı) insan ve tek tip kurumlar yaratmak. Tüm bunlar yine aynı kapıya çıkıyor. İktidarını yargıya baskı yaparak, gerçekleri haber yapanları ve söyleyenleri tutuklayarak kurtaracağını zanneden zihniyet, bunu her yaptığında kendi sonunu da daha hızlı getiriyor. 

-Biz seçim zamanında projelerimizi açıkladık, çözümlerimizi anlattık, adaylarımızı çıkardık ve İzmir halkından destek istedik, oylarını istedik. Bizim istek hakkımız bitti. Şimdi İzmirliler bizden ne istiyorsa onların isteğini yerine getirmekten başka amacımız yok. İzmir, insanıyla, kültürüyle, tavrıyla ve kimliğiyle, bize mücadele etmek ve hizmet etmek için ihtiyaç duyduğumuz gücü veriyor. Bizler de bunun karşılığını vermek için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz.

 

Deniz Yücel Kimdir? 

1977’de İzmir’de dünyaya geldi. İzmir Atatürk Lisesi ve Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi mezunu. 2001 yılından bu yana İzmir Barosuna kayıtlı serbest avukatlık yapıyor. 1999 yılında CHP’ye üye oldu.

2014 yerel seçimlerinde Büyükşehir Belediye meclis üyesi oldu ve 4 sene İzmir Büyükşehir Belediyemeclisinde CHP grup sözcülüğü görevini yürüttü. 2018 yılında meclis üyeliğinden istifa ederek, 7

Ocak 2018 tarihinde yapılan CHP İzmir İl olağan kongresinde İzmir İl başkanı seçildi. Halen 9 Şubat 2020 tarihinde ikinci kez seçildiği il başkanlığı görevini yürütüyor. Evli ve 2 çocuk babası. İyi derecede İngilizce biliyor.

Puan Durumu
  • TakımlarPO
  • 1 Başakşehir 66 32
  • 2 Trabzonspor 62 32
  • 3 Sivasspor 57 32
  • 4 Beşiktaş 56 32
  • 5 Galatasaray 52 32
  • 6 Aytemiz Alanyaspor 51 32
  • 7 Fenerbahçe 50 32
  • 8 Gaziantep FK 42 32
  • 9 Antalyaspor 41 32
  • 10 Göztepe 39 32
  • 11 Kasımpaşa 39 32
  • 12 Gençlerbirliği 36 32
  • 13 Yukatel Denizlispor 35 32
  • 14 Atiker Konyaspor 33 32
  • 15 Evkur Yeni Malatyaspor 32 32
  • 16 Çaykur Rizespor 32 32
  • 17 Kayserispor 32 32
  • 18 MKE Ankaragücü 29 32
  • Detaylı puan durumu için tıklayın
  • TakımlarPO
  • 1 Hatayspor 63 33
  • 2 BB Erzurumspor 59 33
  • 3 Adana Demirspor 58 33
  • 4 Akhisar Belediyespor 57 33
  • 5 Bursaspor 56 33
  • 6 Fatih Karagümrük 53 33
  • 7 Altay İzmir 51 33
  • 8 Keçiörengüçü 47 33
  • 9 Ümraniyespor 44 33
  • 10 Giresunspor 44 33
  • 11 Menemenspor 43 33
  • 12 Istanbulspor 40 33
  • 13 Balıkesirspor 38 33
  • 14 Altınordu 36 33
  • 15 Boluspor 30 33
  • 16 Osmanlıspor 27 33
  • 17 Adanaspor 21 33
  • 18 Eskişehirspor 12 33
  • Detaylı puan durumu için tıklayın
  • TakımlarPO
  • 1 Liverpool 93 35
  • 2 Manchester City 72 35
  • 3 Chelsea 60 35
  • 4 Leicester City 59 35
  • 5 Manchester United 59 35
  • 6 Wolverhampton Wanderers 55 35
  • 7 Sheffield United 54 35
  • 8 Tottenham Hotspur 52 35
  • 9 Arsenal 50 35
  • 10 Burnley 50 35
  • 11 Everton 45 35
  • 12 Southampton 45 35
  • 13 Newcastle United 43 35
  • 14 Crystal Palace 42 35
  • 15 Brighton & Hove Albion 36 35
  • 16 West Ham United 34 35
  • 17 Watford 34 35
  • 18 Bournemouth 31 35
  • 19 Aston Villa 30 35
  • 20 Norwich City 21 35
  • Detaylı puan durumu için tıklayın
  • TakımlarPO
  • 1 Real Madrid 83 36
  • 2 FC Barcelona 79 36
  • 3 Atlético Madrid 66 36
  • 4 Sevilla FC 66 36
  • 5 Villarreal CF 57 36
  • 6 Getafe CF 54 36
  • 7 Real Sociedad 54 36
  • 8 Athletic Club 51 36
  • 9 Valencia CF 50 36
  • 10 Granada CF 50 36
  • 11 CA Osasuna 48 36
  • 12 Levante UD 43 36
  • 13 Real Betis 41 36
  • 14 Real Valladolid 39 36
  • 15 SD Eibar 39 36
  • 16 RC Celta 36 36
  • 17 Deportivo Alavés 36 36
  • 18 CD Leganés 32 36
  • 19 RCD Mallorca 32 36
  • 20 RCD Espanyol 24 36
  • Detaylı puan durumu için tıklayın