Orta gelir tuzağından kurtulmanın yolu dijital dönüşüm

Ege Ekonomik Forumu, ilk gün yoğun bir programla sanayi, teknoloji ve dijital dönüşüm konu başlıkları ile oturumlara devam ediyor. Günün üçüncü oturumunda “Dijital Dönüşüm ile Üretimin Dönüşmesi” tartışılırken, Ege Ekonomik Forumu’nun ilk günü “Kuşak ve Yol’ İnisiyatifi’nde Ege Nasıl Konumlanacak?” oturumu ile tamamlandı. Forumda Türkiye’nin küresel ekonomiden aldığı payın 2013 yılında 1.24 noktasından 2018 yılında 0.89 noktasına gerilediği belirtildi.

Dijital Dönüşüm ile Üretimin Dönüşmesi

Milliyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Şükrü Andaç moderatörlüğünde, ‘İhracat 4.0, Bölge bilişim ve iletişim teknolojileri, Dijital dönüşüm’ konuları tartışıldı. ‘Dijital Dönüşüm ile Üretimin Dönüşmesi’ adını taşıyan günün üçüncü oturumunda TTT Global Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, Göksel Global Kurucu ve CEO’su Gökhan Göksel, ESBAŞ CEO’su Dr. Faruk Güler, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Gökçüoğlu konuşmacı olarak yer aldı.

TTT Global Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan,  geçmişle savaşmayı bırakmak gerektiğini ve ileriye bakmak gerektiğini söyledi. Dijitalleşme kavramının tam anlaşılması gerektiğini vurgulayan Arslan, “İşimizin merkezine teknolojiyi değil, aklımızın merkezine teknolojiyi koymamız gerekli” dedi. İzmir Aydın ve Manisa’nın büyüklüğünün bir Hollanda’ya denk geldiğine dikkat çeken Arslan, “İletişim çağında üretim de hızla dijitalleşiyor. Bunun parçası olmanız gerekiyor” diye konuştu.

“Orta gelir tuzağından kurtulmanın yolu dijital dönüşüm”

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Gökçüoğlu ise Türkiye sanayisinin bir tespitinin yapılması gerektiğini, dijital dönüşüm için yol haritasının öyle çıkarılmasının şart olduğunu vurguladı. Toplantıların çok yapıldığını ancak ölçme ve değerlendirmenin çok az yapıldığını söyleyen Gökçüoğlu, “Toplantı enflasyonu içerisindeyiz, bir hedefe doğru yol haritasını çizemiyoruz. Temel sorunumuz ise birlikte çalışmamak. Bunu başardığımız zaman her şeyi yapabilecek bir toplumuz” dedi. Türkiye’nin küresel ekonomiden aldığı payın 2013 yılında 1.24 noktasından 2018 yılında 0.89 noktasına gerilediğini söyleyen Gökçüoğlu, “Orta gelir tuzağına saplanmış durumdayız. Daha iyi rakamlara ulaşmanın temel argümanı da dijital dönüşümü sağlamamızdır” diye konuştu. Katma değerli üretim yapamadığımızı belirten Gökçüoğlu, “ABD’nin 7 kurumu, Türkiye’nin GSYİH’dan daha büyük. KOBİ’lerimizi dijital altyapı kurmada, nitelikli eleman temini konusunda desteklememiz gerekli. Eğitim de bunun temelinde yer alıyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Göksel Global Kurucu ve CEO’su Gökhan Göksel, e ticaretin dünya perakende ticaretteki  oranı 2015 yılında yüzde 7.4’tü 2019 yılında ise yüzde 14 olduğunu söyleyerek bu büyüyen alana eğilmemiz gerektiğini ifade etti. Amazon’un dünyanın en önemli e ticaret firması olduğunu söyleyen Göksel, “Bu kadar global firma neden lokal operasyonlara giriyor iyi tahlil etmek gerekli. Global düşünüp lokal hareket etmek bu işin temeli. Biz de bu minvalde çalışıyoruz” dedi. Pazar olarak girdikleri ülkelerde yerel oyuncu olan bu global firmaların e ticaret mantığının son derece iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Göksel, “Amazon Türkiye’de, Almanya’nın her köşesinde depolar kuruyor, ekipler kuruyor, kısacası girdikleri her ülkede yerel oyuncu oluyor” dedi.

“Yazılım dünyasında İzmir’in önemli bir potansiyeli var”

ESBAŞ CEO’su Dr. Faruk Güler de ESBAŞ bünyesindeki bir çok firmanın dijitalleşme dönüşümü ve dijital üretim alt yapısını kurduğunu belirtti. Türkiye’nin kilogram başına ihracat rakam oranının 3 kat üzerinde bir rakama ESBAŞ olarak ulaştıklarını söyleyen Güler, “Ancak yeni bir şey yapmamız gerektiğini iki yıl önce fark ettik ve yazılım konusuna eğildik. Yazılım ihracatını bir ürün ihracatı olarak Ankara’ya kabul ettirdik. İhracat teşviklerini yazılım şirketlerine kazandırdık. Böylece yazılım ürünlerini yüzde yüz ihracat yapan firmalar ESBAŞ’a geldi. Son 1 buçuk yılda ESBAŞ’da yazılım üreten 10 firma geldi ve yazılım ihraç ediyorlar” dedi. Yazılım firmalarının temelinin nitelikli insan olduğunu söyleyen Güler, “İzmir sosyal ve kültür yapısı ile büyük bir potansiyel barındırıyor. Bu nitelikli insanlar kent hayatının içinde olmak istiyorlar.  İzmir’e bu insanları çekmek için İzmir’in de atması gereken adımlar var” diye konuştu.

Kuşak ve Yol’ İnisiyatifi’nde Ege Nasıl Konumlanacak?

İlk günün son oturumunda Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nde Ege’nin stratejik önemi tartışıldı. Forum İstanbul Onursal Başkanı ve TEB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Canevi’nin modere ettiği oturumda, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, ÇİTAM- Çin Türk Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Rıza Kadılar, İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk konuşmacı olarak katıldı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, stratejik planlamayı Çinlilerin çok başarılı yaptığını belirterek, bu yol projesini Çin’in 21 trilyon dolar olarak projelendirdiğine dikkat çekti. 2018 verilerine göre 23.6 milyar dolarlık ikili ticaret hacmiyle Türkiye, dünyada Çin’in 3. Büyük ticaret ortağı olduğunu söyleyen celep, “Ege İhracatçılar Birliği olarak 2019 yılını Çin yılı ilan ettik. Bu yönde bir çok çalışmalar, ikili görüşmeler, fuar katılımlarına imza attık” dedi. Çin’e ihracat rakamımızı yukarı çekmenin şart olduğunu söyleyen Celep, “Çin Uluslararası ithalat Fuarı’nda tarımsal ürünlerimizi sunduk. Bu anlamda büyük bir şansa sahibiz. Özellikle meyve ve kuru meyvelerde büyük bir potansiyelimiz var. 2019 yılının ilk 10 ayında Türk gıda ihracatçıları, Çine ihracatta yüzde 86 artış göstererek 205 milyon dolara ulaştı” diye konuştu.

ÇİTAM- Çin Türk Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Rıza Kadılar, Çin ile ticari ilişkileri geliştirmenin yolu o coğrafyayı ve insanları tanımaktan geçtiğini söyledi. Bir Çin atasözünün durumu çok iyi özetlediğini söyleyen Kadılar, “’İş yaptığımız için dost olmayız, dost olduğumuz için iş yaparız der’ Çin atasözü. O yüzden öncelikle bu toplumu tanımamız gerekiyor” dedi. Çin’in çok organize olduğunu ve dediklerini yaptıklarını söyleyen Kadılar, “Öncelikle İzmir’de China Town kurmalıyız. İzmir ile Çin arasında kardeş il seçmeliyiz. Nüfusu 10 milyonun üzerinde olan 100 kent var Çin’de, seçin” dedi. Açık teknolojiye yatırım yapan muhteşem kentler olduğunu söyleyen Kadılar, “Bu kentlerden biri ile kurulacak ilişki İzmir’e büyük katkı sağlar. Çin’in bize sunduğu fırsatı iyi değerlendirmemiz gerek” diye konuştu.

“Modern İpek Yolu’nu ıskalama lüksümüz yok”

İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, Kuşak ve Yol İnsiyatifi’ni anlamak için tarihteki İpek Yolu’nu öncelikle tanımak gerektiğini söyledi. İpek Yolu’nun doğu ile batı arasındaki kültürel köprüyü kurduğunu söyleyen Öztürk, “Neticede ticaret gelişmiş, yeni bir ekonomi doğmuştur. Bugün ise bu tarihsel mirası taşıyan kuşak yol, yüzyılın kalkınma projesidir” dedi. Çin’in aslında bu yol üzerindeki ülkelere küresel bir ortaklık teklif ettiğini söyleyen Öztürk, “Kendi avantajlarını bu ülkelerle paylaşmayı teklif ediyor. Çin, 60 ülkede 1 trilyon dolara yakın projeye kredi sağlamış durumda” diye konuştu. İzmir Limanı’nın özelleştirmesinde sınıfta kaldıklarını da vurgulayan Öztürk, “Yunanistan Pire Limanı ile bu fırsatı kaçırmadı ve bugün Pire büyük bir atılım yaptı” dedi. Lojistik performans indeksinde Türkiye’nin gelişmek yerine gerilediğini de belirten Öztürk, “Başka fırsatları kaçırmamak için lojistik konusuna özel eğilmemiz gerekli. Modern İpek Yolu’nu ıskalama şansımız yok” diye konuştu.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir